
-Adin ne?
-İsmimi bilmene gerek yok nasil olsa unutacaksın.
Level dergisinin anime sayfasında görüp çizimlerini merak ederek indirmeye başladığım bir anime. Dergideki çizimleri beğensemde genel olarak animenin çizimlerini yetersiz buldum. Özellikle Claymore’ların koşmaları çok komik olmuş. Hiç beğenmedim.
Ayrıca konunun işlenişi konusunda eksiklikler, hatalar var. (Bundan sonrası SPOILER!!!!!!!!!!!) Clare’in sürekli awakening one olup tekrar eski haline gelmesi, girişinin biraz fazla uzun sürmesi, Yaki mi yoki mi esas oğlanın bu noktalar dışında hiçbir işe yaramaması, Clare ile aşklarının pek işlenmemesi ve özellikle finalde pekçok şeyin havada kalıp çözümlenmemesi izleyiciye “Bu mudur?” dedirtebiliyor. Ancak pekçok noktanın ucunun açık bırakılması gelecek sezonlar için kasıtlı olarak yapıldığını düşünüyorum. (düşünmek istiyorum)
Artı yönünden bahsedersek bir kere müzikler çok güzel. Giriş müziği olan Nightmare grubunun raison d’etre şarkısı J-Rock’ın başarılı örneklerinden birisi, Animeye de uymuş. Bunun dışında anime içinde de pekçok güzel şarkı var. (Gaydalı taaruz müziği Battlestar Galactica’nın bir şarkısından araklandığını düşünüyorum gerçi)
İkinci artısı aksiyonu çok güzel yaymışlar. Esas kahramanımız Clare’in zayıf bir Claymore olması, savaşlarda zorlandığının seyirciye yansıtılması çok başarılı. Ki Clare de sürekli farklı taktikler uygulayarak, kılıç gücünden çok zekasını (ve yoma güçlerini) kullanarak rakiplerini yenme çabası ilgi çekiyor. “Acaba şimdi naapacak?” diye düşünmeden edemiyordum.
Çizimler biraz zayıf dedim ama Clare ablamı da gayet cillop çizmişler, çizenin eline sağlık bu da bir artı (eheh).
Kısaca izlemesi zevkli, ancak aynı dönemde çıkan Deathnote gibi bir animeyle karşılaştırılınca doğal olarak zayıf kalan bir anime Claymore. Konudaki eksikleri ve finalin zayıflığını görmezden gelebilirseniz mutlaka izleyin derim. Ben çok beğendim.
Biraz animedeki gruplar ve belli basli karakterlerden bahsedersek.
Örgüt – Claymore’ların halk tarafından verildiği isim olduğunu düşünürsek, bu kadın savaşçılara “örgüt” demek daha mantıklı olacak. Efendim bu hanım kızlarımız öyle yada böyle gönüllü olarak örgüte katılan, Yoma ismi verilen iblisleri (aşağıda bahsedeceğiz kendilerinden) avlamak için içlerine Yoma soyu eklenen bu sayede yarı yoma yarı insan olan savaşçılardır. Bu ekleme işlemine sadece kadınlar dayanabildiğinden tümüyle kadınlardan oluşur. Hepsinin gözleri gümüş rengidir. Bu nedenle halk arasında “Gümüş Gözlü Cadılar” olarak da bilinirler.
Yoma güçleri onlara normal insanlara göre daha iyi refleksler, daha fazla güç ve hız kazandırır. Günlerce yorulmadan yürüyebilir, çok az su ve yiyecekle yaşıyabilir. Çok ağır yaralarını, kopan uzuvlarını da yoma güçleri sayesinde iyileştirebilirler. İnsan yarıları da yoma tarafının iştahını bastırır. Ayrıca yomalarda olmayan merhamet hissini de sağlar. Ayrıca Yoma güçlerini kullandıklarında gözleri tıpkı yomalar gibi sarı renk kazanır.
Her bir Claymore’un Yoma yarısından kazandığı, Yoki denilen güçlere sahiptir ayrıca. Heroes’da olduğu gibi her savaşçının yokisi farklıdır. (Kimisi daha hızlı kılıç kullanır, kimisi kilometrelerce öteden Yokileri tespit edebilir, kimisi kas gücünü arttırır vs.)
Ancak bu güçlerin örgüt savaşçıları üzerinde korkunç bir etkisi daha vardır. Yoma güçlerini kullandıkça insan yarıları daha zayıflar, en sonunda bu kadınlarda Yoma’ya dönüşmeleri kaçınılmazdır. (ve genelde başka bir savaşçı tarafından öldürülürler)
Örgüt içinde sıkı bir hiyerarşi hüküm sürer. Her bir savaşçı yeteneklerine göre bir numara kazanır. Avları genelde tek başlarına sürdürselerde toplu çatışmalarda takımları üst numaralı savaşçılar yönetir. Falan filan.
Bir de savaşçı kısımı dışında maliye, teçrizat, casusluk ve üst düzey kararları alan genelde erkek tiplerden oluşan başka elemanlarda vardır. Anime boyunca pek bir olaylarını görmedim maalesef.
Yoma – Hikayenin geçtiği evrende insanlarla beslenen iblisimsi yaratıklardır. Acımasız, hızlı ve ölümcüldürler. Kanları iğrenç bir mor tonunda, sarı gözlü 2 metre civarında tiplerdir. İnsanların şekillerini taklit ederek aralarına sızmayı başarırlar. (Ki en kötü özellikleri budur bence kolay kolay tespit edilemezler.) Sıradan bir insanın bir yoma karşısında başarı kazanması çok düşük bir olasılıktır. Yomaların kendi aralarında ayrı tipleri vardır:
1.Standart Yoma: Hehe valla yomaların en gariban olanları bunlar sanırım. Genelde tek takılırlar, grup halinde bile çok başarılı değillerdir. Clare bile bunları üçer beşer doğruyor siz düşünün işte.
2.Obur yiyici: Orjinali aklıma gelmedi, türkçe çevrimini koydum. Yomaların biraz daha gelişmişi. Hem zeki hem atik hem de güçlü. Claymore’ları teketekte epey zorlar. Kolay rakip değildir vesselam.
3.Uyanmış Varlık: Bu abi/ablalar örgütün ilk denekleri olan erkekler ve yoma güçlerini kontrol edemeyip sınırı aşan kadın savaşçılardan oluşur. Çok çok güçlü, öldürülmesi çok zor yomalardır. Örgüt bu yaratıklara karşı tek haneli bir savaşçı liderliğinde üçlü veya dörtlü takımlar yollar. Yine de başarısız olup katledilen claymore çoktur.
4.Derinlerin Sakini veya Derinlerin Efendisi gibi birşey. Bunlar en üst düzey Yomalar olup Uyanmış Varlıklardan oluşan orduları hükmederler. Sadece 3 tane olmalarına karşın bir tanesi bile ilk 10-20 numaradaki claymoreların tümüne denk güce sahiptir. (Diye düşünüyorum)
Claymore: Daha önceden bahsetmiştim ama bir dipnot düşeyim. Claymore aslında örgüt savaşçılarına verilen üzerlerinde savaşçının özel simgesinin bulunduğu geniş ağızlı kılıçlardır. Halk üşenmiş ki savaşçılara da claymore ismi vermiş sanırım.
Karakterler:
Clare:Esas kızımız, 47 numaralı claymore savaşçısıdır. Ailesi Yomalar tarafından katledildikten sonra o zamanlar örgütün bir numarası olan Teresa’nın, Teresa başlarda istemese de, yanına sığınır. Teresa’nın uyanmış varlığa dönüşen 2 numaralı savaşçı Prishia tarafından öldürülmesi üzerine intikam almak için örgüte katılır ancak kendi içine bir Yoma soyunu değil, Teresa’nın soyunu yerleştirir. (Yani 1/2 değil 1/4 yomadır.) O yüzden diğer Claymore’lara göre zayıf, hatta eziktir. Bir kasabada yanına yapışan kimsesiz Yaki’yi kendi çocukluğuna benzetip yanına alır. Onu korur, sever (hatta dudaktan öper bile el kadar sabiyi)
Raki: Kasabasına gelen Claymore’a yakın davranan tek insandır. Ailesi yomalar tarafından katledilince kasabadan sürülür. Clare’in yanına sığınır. Ona aşık olur. Sürekli “Seni koruyacam kleyrım. Bir daha savaşmıyacaksın, evinin gadını olacaksın” tarzı maço laflar etsede dananın kuyruğunun koptuğu tüm bölümlerde (aksiyon, savaş vs.) bir köşeye sinip ağlayan bir tiptir. Çirkinde ağlar. Sevmiyorum kendisini.
Teresa The Faint Smile : Kendisi örgütün gelmiş geçmiş en iyi savaşçısıdır. Savaşırken sürekli alaycı bir tebessümü yüzünden eksik olmadığından “Soluk Gülümseyen” Teresa olarak bilinir. Clare ile çok yakındır. Bir köye saldıran haydutları öldürüp örgütün “insanlara zarar vermemek” kuralını çiğnediği için ölüme mahkum edilir. Kendisinden sonra gelen 3 savaşçıyı neredeyse hiç yoma güçlerini kullanmadan hacamat etmiş, ancak kendini kontrol edemeyerek Uyanmış Varlık’a dönen 2 numaralı Prishia tarafından bir saniyelik gardını indirdiği anda öldürülmüştür. Kendisi animenin en süper çizimidir. Hastasıyım.
Prishia: Örgüte girer girmez 2 numarayı alan ancak ilk savaşında Teresa karşısında güçlerini kontrol edemeyerek Uyanmış Varlığa dönüşen bir Claymore’dur. Teresa’yı öldürdüğü için Clare’in için için intikam almak istediği kişidir. Raki ile bir ilişkileri bile vardır. Çok çok çok güçlü bir Yoma.